DÜNYA MİRASI ADALAR

İstanbul Adaları olarak bilinen Prens Adaları, karaya 1.6 mil (Büyükada) ve 6.5 mil (Sivriada) mesafede sıralanmış irili ufaklı 9 adadan oluşmaktadır. Bunlar, büyüklük sırasıyla; Büyükada (Prinkipo) 538,63 hektar, Heybeliada (Halki) 251,07 hektar, Burgaz Adası (Antigoni) 146,50 hektar, Kınalıada (Proti) 136,01 hektar, Sedef Adası (Antirovithos) 32,99 hektar , Yasısıada – Demokrasi ve Özgürlük Adası (Plati) 10,37 hektar, Sivriada (Oxia) 9,26 hektar, Tavşan Adası (Neandros) 3,11 hektar ve Kaşık Adası (Pita). Son üç adada yerleşim yoktur.

 

Bugün üzerinde yaşam süren Adalar, kültürel ve doğal miras varlıklarıyla kendini koruyabilmiştir. Adalar tarih boyunca Akdeniz’e hakim olmuş medeniyetlere başkentlik yapmış İstanbul’a bitişik, aynı zamanda metropol yaşamından uzak bir kimlik geliştirmiştir. Dünyanın bir çok metropol çeperinde gündelik yaşamın yoğunluğundan, hızlı ritminden, karmaşasından uzak, günübirlik kaçışa elverişli sükunet vahaları vardır ve Prens Adalarını bu vahalardan ayıran çok önemli bir özellik tarihi sivil mimari örneklerinin, sokak ve mahalle dokularının, kara ve deniz peyzajlarının, günümüze erişen istisnai örneklerini barındırıyor olmasıdır. Bu açıdan Adalar bir sivil mimarlık ve kent müzesi niteliği taşır.

 

Adalarda varlığı bilinen en eski yapı Burgaz’da, MÖ 3. yüzyıl sonuna tarihlenen ve Büyük İskender’in orduları için inşa edilmiş bir kaledir. İstanbul’un, Konstantinopolis adıyla Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu’na başkentlik yaptığı dönemde, imparator II. İustinianus’un 6. yüzyılda Büyükada’yı imparatorluk mülkü ilan ederek Maden bölgesinde bir saray ve manastır inşa etmesiyle Adalar, Bizans tarihindeki yerini almaya başlar. Bu dönemin mimarlık üretimi öncelikle dinseldir ve Ada yapıları, münzevi dindarların sığınağı, ya da Bizans Sarayı’nın başkentten uzak tutmak istediği sürgün ve hükümlülerin zorunlu ikametgahı olur. Manastırlar, Doğu Roma-Bizans döneminde birer ibadet ve inziva yeri olduğu kadar, politik merkezdeki iktidar kavgalarının sonucu gözden düşen üst düzey yönetim kadrosunun sürgün yerleri olarak da anılmıştır.

 

Adalar’daki yerleşimler 18. yy sonuna kadar, nüfusunun tamamına yakını Rumlardan oluşan küçük balıkçı köyleri niteliğindedir. Osmanlı döneminde de, uzun süre, Adalar’da yaşam, yine sadece bu Rum balıkçı köylerinde ve manastırlarda sürmüştür. O günlerin bilinen en eski mimarlık örnekleri de manastırlar ve kiliselerdir.

 

Heybeliada’da 1828’de Bahriye Mektebi’nin (Mekteb-i Fünûn-ı Bahriye-i Şâhâne) kurulması ile Adalar’da yaşam yeni bir evreye girmeye başlamıştır. 1838 tarihli Osmanlı-İngiliz Ticaret Anlaşması ile kapitalist ekonomik sistemine entegre bir ticaret burjuvazisinin güçlenmesi, 1839 Tanzimat Fermanıyla gayrimüslim Osmanlıların bir takım haklar elde etmesi, 1846’da İstanbul kıyılarından vapur seferlerinin başlaması ve 1856 da Islahat Fermanı ile yabancılara mülk edinme hakkı verilmesi gibi gelişmelerle birlikte, yavaş yavaş Adalarda Avrupa burjuvazisininki gibi bir yaşam tarzına yönelen gayrimüslim Osmanlıların zengin kesimi ve Osmanlı saray çevresinin inşa edecekleri yeni dinlenme kültürü için mükemmel bir adres olarak imarlaşmıştır. Kısa zamanda Adalar’da irili ufaklı köşkler yapılır ve sayfiye hayatı tüm yönleriyle gelişir. Adalar, İstanbul’da batı usulü belediye yönetiminin başlatıldığı, Beyoğlu’ndan sonra ikinci yer haline gelir. Bu dönemde Prens Adaları, Rum Ortodoks nüfus yoğunluğuna dayanan homojen sosyolojik dokusundan uzaklaşmış, Osmanlı’nın yükselen gayrimüslim burjuva sınıfının, Müslüman devlet ricalinin, paşaların, beylerin ve Fransız, İngiliz başta olmak üzere sayısız yabancı tüccar ve elçilerinin özellikle yaz aylarında yaşadığı çokkültürlü bir ada yerleşimine dönüşmüştür.

 

Adaların zengin taşınmaz mirasında, Neo-Klasik, Neo-Greek, Neo-Gotik, Neo-Romanesk, Art Nouveau ve Art-Deco mimari üslupları yansıtan ve eklektik, yani bir çok mimari üsluptan derlenmiş öğelerin tek binada biraraya gelmesinden oluşan sayısız örnekler vardır. Öte yandan dünyada bilinen hiçbir mimari üsluba girmeyen tamamen sahibinin ya da mimarının kişisel yaratımı ile inşa edilmiş yapılar da bulunmaktadır. Öte yandan Adalar’da yapılar yanında doğal çevre ve bahçeler de yerel ve çok çeşitli egzotik bitkilerin – iklimin de olumlu etkisi ile - birarada kullanıldığı eklektik yaklaşımlar ile tasarlanmıştır.

 

Sadece sayfiye yaşamını şekillendiren konutlar değil, Osmanlı’da 19.yüzyıl ortasından itibaren gelişen yeni tip vatandaşlığın kültürel dışavurumunu karşılayacak, dünyaya açık ve kapsayıcı yönelimini besleyecek yeni tür kurumlar da bu dönemde Adalar’da inşa edilmiştir. Adalar’ın ön görünümünü halen süsleyen oteller bu dönemin eserleridir. Orient Express’in işletmecisi WagonLits Cook tarafından İstanbul Pera’daki Pera Palas Oteli’yle aynı tarihte Büyükada’nın ikinci yüksek tepesi olan İsa Tepesi’nde yapımına başlanan (1899), mimar Alexandre Vallaury’nin ahşap tasarımı ve boyutları ile dikkat çeken Prinkipo Palas Oteli, o dönemin kültürel arayışlarının bugüne ulaşan en önemli örneklerinden birisidir.

Heybeliada Bahriye Mektebi (Mekteb-i Fünûn-ı Bahriye-i Şâhâne, 1828), İngilizce, Fransızca, Yunanca ve Türkçe derslerin işlendiği Heybeliada Rum Ticaret Mektebi (1831), Ortodoks dünyasının merkezi İstanbul Patrikliği’nin ihtiyaç duyduğu din adamlarının yetiştirilmesi için kurulan Heybeliada Ruhban Okulu (1844) gibi önemli eğitim kurumları da yine bu dönemin modernliğe uzanacak altyapılarını temsil eden simge eserleridir. Konaklar, köşkler ve kamu yapıları ile birlikte yeşil alanlar, parklar ve bahçelerdeki zengin ve aynı zamanda ince tasarımlar ve limanlar, rıhtımlar ile kıyı hattının tasarımında ki seçimler, Prens Adalarını İmparatorluklar çağının son dönemine özgü, istisnai bir tarihi kentsel peyzajının sahibi kılmaktadır.

 

Cumhuriyetin kurulması sonrasında Atatürk, İsmet İnönü, Fethi Okyar gibi kurucu liderler ile birlikte aralarında gazeteci, yazar, sanatçı ve iş insanlarının da bulunduğu yeni Cumhuriyet eliti, Adalar sayfiye yaşamının görünür yüzleri olmuşlardır. 1929 yılında Lev Troçki’nin sürgüne gönderildiği İstanbul’da yaşam alanı olarak Büyükada’yı seçmesi ile birlikte Adalar geçmişi Bizans’a giden sürgün yeri olma özelliğini yeniden hatırlar. Troçki’nin 4,5 yıl gibi bir süreyle oturduğu ve eserlerini yazmaya devam ettiği iki ev halen ayaktadır.

 

Adalar’ın tarihinde, mekansal karakterinde, kültüründe ve sosyal canlılığında etkin olan Adalı Rumların önemli bir kısmının, 20.yüzyılın başında hakim duruma geçen ulus devlet oluşumunun tetiklediği dışlayıcı kimlik siyasetinin sonucu olarak Adalar’ı ve Türkiye’yi terketmek zorunda kalması ile Adalar bir durgunluk dönemine girmiştir.

 

Cumhuriyetin kurulması ile beraber parlamento egemenliğin merkezi olur ve Mustafa Kemal Atatürk parlementerler için kurulmuş olan Anadolu Kulübü’nün şubesi olarak çalışmak üzere Büyükada’da 1906 yılında Prinkipo Yacht Club (PYC) adıyla kurulmuş olan özel kulübün devralınmasını sağlar. Anadolu Kulubü, 1990’lı yılların sonlarına kadar parlamento üyelerinin biraraya gelip vakit geçirdikleri, sohbet ettikleri, Musevi toplumdan da üyelerin bulunduğu bir ortamdır.

 

Öte yandan Adalar, Tanzimat ve Meşrutiyet ile hızlanan batılılaşma ve modernleşmeye koşut olarak, gerek Osmanlı’nın son döneminde, gerekse Cumhuriyet yıllarında dönemin önemli yazar ve sanatçılarına da kucak açmıştır. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Reşat Nuri Güntekin, Sait Faik, Nurullah Ataç, Yahya Kemal, Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) gibi önemli dönem romancısı, hikayecisi ve şairlerle, Fahrelnisa Zeid, Füreya, Nejad ve Şirin Devrim gibi ressamlar, hemen sayılabilecek isimler arasındadır. Adaların bu geleneği halen daha devam etmektedir.

1940’lardan itibaren daha çok modern mimari genel tanımı içine sokulan yeni sayfiye konutları ile Adalar’ın mirası daha da zenginleşmiştir. . Bu yapılar, Adalar’ın  açık bir mimarlık müzesi konumunu pekiştirmektedir. (Büyükada’da Anadolu Kulübü Yeni Otel Binası, Rıza Derviş Evi, Sadıkoğlu Evi, Zeki Sâyar Evi; Burgazadası’ndaki Rotmann Evi, Kamhi-Grünberg İkiz Villası, Goldenberg Villası, Treves-Katalan Evi;  Kınalıada Camisi vb).

 

Adalar sadece mimarlık örnekleriyle değil, bu yapılara imza atan mimarlarıyla da dikkat çeker. Periklis Fotiadis, Kaludis, Poliçis, M. Azaryan, R. D’Aronco, A. Vallauri, Vedat Tek gibi 19. yüzyıl-20. yüzyıl başı döneminin önemli mimarlarının yanı sıra, Cumhuriyet Türkiyesinde farklı mimari uslupların en başarılı yorumcuları olan Turgut Cansever, Abidin Mortaş, Asım Mutlu, Emin Necip Uzman, Utarit İzgi, Sedat Hakkı Eldem gibi ünlü mimarlar sayılabilir.

 

Kültürel mirası yapılarla sınırlı olmayan Adalarda, Osmanlı’dan bu yana dönüşerek gelen kültürel çeşitliliğin tarihi, yaşayan somut olmayan miras olarak mevcudiyetini sürdürmektedir. Çokkültürlülük bayram kutlamaları, dini törenler ve kamusal adetler şeklinde Adalar’da devam etmektedir.

 

Adalar’da sınırlı sayıda kamu hizmet araçları hariç fosil yakıtla çalışan motorlu araç yoktur. Ulaşım 150 yıldır faytonlarla yapılmaktadır. Bisiklet kullanımı yaygındır. Ada yollarının tamamı yaya yoludur.

DÜNYA MİRASI ADALAR GİRİŞİMİ HAKKINDA

Adalar İlçesi, İstanbul’un Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi kültürel, politik, ekonomik ve dini gelişmelerinin ve dönüşümlerinin izlerini sivil ve anıtsal yapılarında, kentsel dokusunda, doğal özelliklerinde ve yaşayan insan hazinelerinde taşıyan, çok önemli bir miras alanıdır. Nitekim Adaların tümü Koruma Kurulu kararı ile kentsel ve doğal sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. Adaların müstesna nitelik taşıyan mimari yapıları ve dokusu ve insan hazineleri ile UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’ne aday olması gerektiğini düşünen Dünya Mirası Adalar Girişimi 2016 yılından bu yana çalışmalarını sürdürmektedir. Dünya Mirası Adalar Girişimi (DMAG) gönüllü sivillerden oluşan, üyelerinin bir kısmı tam zamanlı Adalar İlçesi’nde yaşayan, sivil bir girişimdir. DMAG, Adalar ilçesinde kültürel mirasın katılımcı bir şekilde korunması ve yönetiminin gerçekleştirilmesi için savunuculuk yapmaktadır.

 

Dünya Mirası Adalar Girişimi, Adalar Belediyesi ile birlikte, Adaların kültürel miras değerleri üzerine çalışan tarihçilerin, sosyal bilimcilerin, müzecilik ve kültürel miras uzmanlarının katıldığı çeşitli arama toplantıları düzenlemekte ve bu kapsamda, Adaların UNESCO Dünya Miras Listesi’ne neden alınması gerektiğini, Adaların üstün evrensel değerlerinin neler olduğunu, Adalar kültürel miras değerlerinin ortaya çıkarılması, envanterlenmesi, korunması ve yorumlanması süreçlerinin tüm paydaşların katılımı ile nasıl gerçekleştirilebileceğini, ele alan çalışmaları kamuoyu ile buluşturmaktadır. 

Dünya Mirası Adalar Girişimi, Adalar Belediyesi ile, taşıyıcı kuruluşumuz olan Adalar Vakfı arasında protokol yaparak, Adaların Dünya Mirası adaylığı için ortak çalışmanın kurumsal yapısını oluşturmuştur.

Bu ortaklığın ilk ürünü olarak UNESCO Dünya Mirası Geçici Liste’si  için başvurumuzu Mart 2019 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yapmış bulunuyoruz.

Dünya Mirası Adalar Girişimi, Adalar Kent Konseyi, tüm sivil toplum kuruluşları ve süreç boyunca sorumluluk almak ve katkı sağlamak isteyen her aktör ve paydaşla birlikte çalışmayı hedeflemektedir.

Dünya Mirası Adalar Girişimi, Adaların daha iyi korunması ve kültür ve doğal mirasının yaratıcı ve buluşcu eserlere ilham kaynağı olması ve Adaların herkes için daha iyi bir yaşam standardına ve ziyaret deneyimine kavuşması amaçlarıyla UNESCO Dünya Mirası adaylık sürecini, tüm adalıların ve paydaşların katılımıyla değerlendirmeyi hedeflemektedir.

 

NİSAN 2019.

Facebook sayfamızı ziyaret etmek için buraya tıklayınız.

logo yuvarlak.png
DMA Bültenine Abone Olun

​​Bu web sitesi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır.

İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Dünya Mirası Adalar Girişimi'ne aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

  • fb
  • tw
  • ig
  • yt

© 2019 Dünya Mirası Adalar